Edit: Blogun ilk yazısı olmasına rağmen çok az okunan sayfanın güncellenme zamanı gelmiş (30Mart2025)
Konut Yapı Kooperatifi Davaları
Asliye ticaret mahkemesinde kalabalık bir bilirkişi heyetinde görev alıp rapor sunduğumuz bir alacak davasında, nasıl yılların boşa aktığını, havanda su dövüldüğünü yakından görmüştük. Dosya, Yargıtay'ı geçin Hukuk Genel Kurulunda bile görüşülmüş, yerel mahkemesine kaçıncı kez geri dönmüştü. Biz bu aşamada görev kabul ettik, keşfe de gittik. Boşu boşuna daire, dükkan gezmişiz sonra anlaşıldı.
Evvel aşamalarda, dosyanın bilirkişi heyetleri defalarca keşfe gidip sitedeki yapıların sözleşmesine göre eksik iş / fazla iş hesabını yapmıştı. Hepsi boşa emekti. Bir dosyada ilk bilirkişi raporu hatalı olursa dikkatler dağılır ve asıl konudan uzaklaşılabilir. Sonraki raporları başkaları da sunsa -kolaycılığa kaçarak- o ilk raporun izinden kuvvetle muhtemel gidebilir. Dosyada zaman kaybı çığ gibi büyür. Kuyuya taş hesabı o taşı çıkarmak büyük emek ister.
Kısaca şöyle anlatalım, tatil beldesinde bir konut yapı kooperatifi. Başkan, emekli bir asker ve sosyal çevresi oldukça geniş. Gözde bir şehrimizde arsa bulup kooperatif kurulmasına ön ayak oluyor. "Devreleri", eski görev arkadaşları derken üye toplamak hiç zor olmuyor. Başkan, kooperatifi kurduğu sıralarda kendi adına da bir şirket kuruyor, Ticaret Sicil Gazetesi kayıtları ortada. Yönetim nasıl ikna ediliyorsa artık bu taptaze şirket, yüklenici olarak kooperatiften binaların yapım işini alıyor.
Asker üyelerin sabit gelirleri sorunsuzca aidat toplanmasına yardımcı oluyor, binalar yükseliyor. Başkan kendisi ekip kurup, kalıpçı, demirci, "emanet usülü" inşaatı ilerletiyor.
Dosyadaki yüklenici sözleşmesine göre başkan işi kooperatiften, -resmi işlerde kullanılan- Bayındırlık Bakanlığı birim fiyatları ile almış. Resmi işlerde genelde indirim olur, başkan işi indirim ile değil %10 zamlı almış, sözleşme net. Başkan yüklenici maskesi ile işine devam etse finalde hem güzel para kazanacak hem de daire sahibi olacak. Ama öyle yolsuzluklar dönüyor ki ipin ucu kaçıyor. Roller karışıyor.
Bu işin muhasebe tarafını akıllı biri yönetmeli değil mi? Başkanın taze şirketi bu kadar işi bir tek sigortalı adam dahi çalıştırmadan götürüyor. Masanın iki tarafında da aynı adam oturuyor, başkanın şirketinin kooperatiften tahsilat diye bir derdi yok. Ama bu şirket kooperatife fatura kesecek ki resmi bir para hareketi de olsun değil mi? Vergi de çıkacak ama ne yapalım!
Artık maliyetler daha da şişmesin, üyeler uyanmasın diye mi; vergi şişmesin diye mi, çift şapkalı başkan, hakedişlerini bayındırlık fiyatlarından %10 zamlı değil %90 indirimli fatura ediyor. Yani kitaptaki tarifle 100 TL iş yapıldı ise 110 TL fatura kesilir değil mi, hayır 10 TL kesiliyor. Garip!
Tüm tuğla, beton, demir, seramik vs. yapı malzemeleri, tüm işçilik ücretleri, sosyal güvenlik prim giderleri hep kooperatif kasasına (tüzel kişiliğe) fatura edilmekte. Başkan yüklenicinin şirketi adına, bir tek gün dahi SSK işçilik primi ödemesi yok.
Çok uzman(!) kamu çalışanı mühendis bilirkişiler bu dosyada heyetlere seçiliyor, en iyi bildikleri(!) işi yapıp bayındırlık birim fiyatlarıyla yüklenici başkanın sözde alacağını, hesaplayıp hesaplayıp hakimlere sunuyorlar, vicdanları rahat. Kimse de çıkıp "ya bu şirket, bu adam ne kadar kalender ne kadar iyiliksever ki birim fiyatlardan %90 indirimle fatura kesiyor?" diye sormuyor.
Asıl vahim olan, kooperatif avukatı da bu durumu tespit edemiyor. Genel kurullarda sesler yükselse de sonuç çıkmıyor. Bir avukat, tıpkı bir hakim gibi özel teknik bilgi gerektiren konuları danışmalı. Hakim bilirkişiye danışır ya avukat? Kaç avukat kendi dava bütçesinden ayırıp yada müvekkilini ikna edip üstlendiği dosyaya en az bir uzman görüşü temin eder. Bir dava açılmazdan önce, dilekçe aşamasında davanın ana taşıyıcıları uzman görüşüne dayanmak zorundadır. Ondan sonra "davamız niye 20+ yıldır sürüyor" diye ahlar vahlar!
Bu davaya yazdığım(ız) rapor ile davanın yönü 180 derece değişti. Tartışmalar, "klozeti birinci sınıf yerine ikinci sınıf taktın, prizleri eksik yaptın, asansörü çift değil tek hızlı koydun" saçmalığından asıl meseleye gelebildi.
İki iyi seçenek var: ya hakim re'sen dosyayı uzman ellere teslim edecek ya da siz en baştan uzman görüşü ile sağlam temellendirdiğiniz bir davayı açacaksınız. Dava size karşı açıldıysa da "kapı gibi" uzman görüşünü temin edip dosyaya sunacaksınız.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder